30 Ekim 2020 İzmir ilimizi etkileyen Seferihisar depremi (Mw=6.9) incelemesi.

İnş Müh. Burak Karaoğlu

Gebze Teknik Üniversitesi Deprem ve Yapı Mühendisliği Yüksek Lisans Öğrencisi

30 Ekim 2020 İzmir ilimizi etkileyen Seferihisar depremi (Mw=6.9) incelemesi.

Saat 14.51’de meydana gelen deprem İzmir ve Aydın olmak üzere Ege bölgesindeki hemen hemen tüm şehirlerden hissedildi. Deprem sırasında İzmir’de olan bir İnşaat Mühendisi olarak afet sonrası yaşananları ve yapısal hasarları yerinde inceleme fırsatı bulabildim.

Kuzey-Güney doğrultusunda daha yüksek ivmeler üreten deprem ’in ardından 7 Kasım 2020 09.00 itibariyle 2780 tane artçı deprem meydana gelmiştir. Bu artçıların 55 tanesi M=>4 büyüklüğünde olmuştur.

Afad’dan alınan verilere göre Şiddet haritası, MMI Eğrileri ve PGA dağılım haritaları aşağıda verilmiştir.


Şekil 1 –
Ege bölgesi boyunca depremin hissedilme şiddeti.

Şekil 2 –
MMI Eğrileri.


Şekil 3 –
Ege Bölgesi ve Ege denizi boyunca PGA dağılım haritası.

Toplam 167 istasyondan ölçülen veriler değerlendirildiğinde, beklenildiği gibi Episantr uzaklığı arttıkça depremin ürettiği PGA(g) değeri de azalmıştır. Şekil 4’de gösterilmiştir.



Şekil 4 – PGA-Repi ilişki grafiği

Kuvvetli Yer Hareketi Verilerinin İncelenmesi

En çok yapısal hasar ve yıkımın görüldüğü İzmir’in Bayraklı ilçesinde yer alan 2 tane Afad istasyonundan alınan veriler kıyaslanmıştır.

TBDY 2018 yönetmeliğine göre ZD yerel zemin sınıfında bulunan 3513 numaralı istasyondan ölçülen ivme verileri aşağıda gösterilmiştir. Ölçülen PGA değeri 0.1118g’dir.

Şekil 5 – 3513 Numaralı istasyon ivme verileri

TBDY 2018 yönetmeliğine göre ZB yerel zemin sınıfında bulunan 3514 numaralı istasyondan ölçülen ivme verileri aşağıda gösterilmiştir. Ölçülen PGA değeri 0.05791g’dir.

Şekil 6 – 3514 numaralı istasyon ivme verileri

Depremin odak noktasına neredeyse aynı uzaklıkta olan 2 istasyondaki PGA değerleri arasında hemen hemen 2 kat fark görülüyor. Bunun sebebi zeminin kalitesi olduğu aşikardır.

İstasyonların olduğu konumda ve belirtilen zemin özelliklerine göre TBDY 2018’e göre oluşturulan tasarım spektrumları ile istasyondan gelen spektrumlar karşılaştırıldığında (Şekil 7) görülüyor ki, TBDY 2018 yönetmeliği binaların hasar almaması için gereklidir. 1.1 ve 1.63 saniyede görüldüğü gibi değerler yükseliyor fakat yönetmelik hala güvenli tarafta kalmayı sağlıyor.

Şekil 7 – 3513 numaralı istasyon yatay bileşenlerin tepki spektrumu ile TBDY 2018 tasarım spektrumu karşılaştırması
Şekil 8 – 3514 numaralı istasyon yatay bileşenlerin tepki spektrumu ile TBDY 2018 tasarım spektrumu karşılaştırması

Bu iki kıyaslama, zemin özelliklerinin depremin şiddetinin belirtmeden ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gözler önüne sermiştir. TBDY 2018’e göre yapılan veya güçlendirilen mevcut yapılarda bu hasarların görülmeyeceğini ve geoteknik mühendisliğinin deprem konusunda öneminin artması gerektiğini bizlere gösterir.

Uzaklığın hissedilen ivmeye olan etkisini daha dramatik bir şekilde anlayabilmek için, bir yakın bir de uzak istasyon alınarak kıyaslaması yapılmıştır. Sonuçların mantıklı bir tabana oturtulması için benzer zemin özelliğinde olan İzmir 3513 ve Kütahya 4306 istasyonları seçilmiştir.

Şekil 9 – E-W yönü Yakın istasyon Uzak istasyon karşılaştırma ivme verileri
Şekil 10 – N-S yönü Yakın istasyon Uzak istasyon karşılaştırma ivme verileri

Sonuçlar

Dünya çapında bu büyüklükteki depremlerde en fazla ölü ve yaralı görülen ülkelerden biri olduğumuz gerçeği bir kere daha yüzümüze vurdu. Bunun sebepleri sadece mühendislik bilimi ile incelenmemeli; sosyoloji, psikoloji ve ekonomi bilimlerinin de incelemesi gereken daha komplike sorunlar silsilesinin sonucu olarak bu kayıplar meydana gelmektedir.

Deprem meydana geldiği günden beri geleneksel medyada ve sosyal medyada insanları yanlış yönlendiren ve bundan bir şekilde çıkar sağlamaya çalışan bazı insanlar halkın huzurunu bozmak için yine ortaya çıkmışlardır. Fakat unutulmamalıdır ki deprem olgusu dünyanın belirli bölgelerinde belirli periyotlar ile meydana gelen bir doğa olayıdır. Meydana gelen depremlerde kayıp yaşamayacak teknolojiye insanoğlu olarak son on yıllarda elde etmiş bulunmaktayız.

Çeşitli medyalarda depremin öncesi ya da fay hatları ile ilgili konuşan hocalarımıza ek olarak İnşaat Mühendisleri de yer almalıdır. Eğer bizler depreme dayanıklı binalar ve felaketlere karşı başa çıkabilecek şehirler tasarlar isek deprem esnasındaki kayıpları en aza indirmiş hale geleceğiz. Yapılarımızı deprem yönetmeliklerine uygun bir şekilde yaptıktan sonra depremin meydana gelişi halk arasında herhangi bir telaş unsuru olmayacaktır.

Afad’ın 7 kasım itibariyle açıkladığı ölü sayısı 114, yaralı sayısı da 1035’dir. Ülkemizin ve vatandaşlarımızın maddi kayıpları da oldukça fazladır.

Tüm bu kayıplardan sorumlu insanların yargılanması ve depreme dayanıklı, daha kaliteli yapılarda oturmamız hayaliyle…

Tüm milletimize geçmiş olsun.

Bu çalışmayı derleme ve yayınlama konusunda cesaret veren sayın hocam Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Can ZÜLFİKAR’a teşekkür ederim.

Birisi “30 Ekim 2020 İzmir ilimizi etkileyen Seferihisar depremi (Mw=6.9) incelemesi.” üzerinde düşündü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: